"bulunmak huyundan vazgeçti. Ancak yakınlarda kızışmış bir kancık kokusu aldığı zaman cinsel içgüdüleri depreşiyordu. Böy le zamanlarda ona engel olabilecek ne kapı ne de zincir yoktu. Barrabas yolundaki her engeli aşarak kendini sokağa atar ve iki üç gün geri gelmezdi. Geldiğinde de çok zaman zavallı bir dişi köpeği o cüsseli erkekliğinin kazığına geçirmiş durumda olurdu. Bahçıvanın köpekleri hortumla soğuk suya tutmasının yarattığı feci manzaray� görmesinler diye çocukların içeri alınmaları gere kirdi. Bir dolu su, bir dolu debelenme ve benzeri biçimsizlikler den sonra Barrabas sevgilisinden kopup gider, onu avluda can vermeye bırakırdı. Severo da tek bir kurşunla zavallının işini bi tirmek zorunda kalırdı. Clara'nın yeniyetmeliği ana babasının o üç avlulu büyük evinde, dinginlik içinde geçti. Ağabeyleri, onu çocuklarının hep sinden daha çok seven Severo, Nfvea ve sinsi hortlak saldırılarıy la en derin, en sevecen bir özeni dönüşümleştiren Dadı küçük kı zı kıyasıya şımartıyorlardı. Ablalarıyla ağabeylerinin hemen he men hepsi evlenmiş ya da evden ayrılmışlardı, kimi dünyayı ge zip dolaşmak kimi de taşrada çalışmak için. Öylesi kalabalık bir aileyi barındırmış olan büyük ev şimdi hemen hemen boşalmış, odaların birçoğu kilitlenmişti. Çocuk özel öğretmenlerinden boş kalan zamanını kitap okuyarak, sayısız nesneyi el sürmeksizin oradan oraya oynatarak, Barrabas'ın peşinde koşarak ve örgü ör mesini öğrenerek geçiriyordu. Ev hünerleri arasında öğrenebildi ği tek bu oldu. Peder Restrepo'nun onu şeytanlı olmakla suçladı ğı o Kutsal Perşembeden beri başının üstünde, ancak ana babası nın sevgisi ve kardeşlerinin idaresiyle denetim altında tutulan bir gölge vardı sanki. Onun o benzersiz yeteneklerinin söylentisi, kent hanımlarının toplantılarında kulaktan kulağa fısıldanıyor du. Başka ailelerin Clara'yı hiçbir zaman evlerine çağırmadıkları nı, kendi akrabalarının bile ondan uzak durmak için ellerinden geleni yaptıklarını Nfvea ayrımlıyordu. Gene de �endisini kızına tümden adayarak arkadaş yokluğunu öyle bir gicte«li ki Clara mutlu büyüdü. Sonradan çocukluğunu, yalnızlık ·ve suskunluğu na karşın, yaşamının ışıltılı bir bölümü olarak andı. Dikiş oda sında annesiyle geçirdiği öğleden sonraları ömrünce unutamaya caktı. Burada Nfvea dikiş makinesinde yoksullar için giyecekler" (Isabel Allende – Ruhlar Evi)
Türkçe,İsabel Allende,Ruhlar Evi, bayramcigerli.blogspot.com,
Roman ve Hikayeler,Bayram Cigerli,
0 Yorumlar